Yine her sabah ki her sey kendini aynı zamanda aynı şekilde tekrarladı. Bağıra bağıra çalan ceptelefonum alarmı ile zorla uyanıp acı bir kahve sigaramı içtikten sonra gözlerimin altına çektigim siyah farım ve en sevdiğim siyah T-shirt’umu ve jeanımı giydikten sonra sonu bilinmezlik olan gelceğime umut bağladığım KPSS kursuma gitmeye yola koyuldum
Yalnız uyanıp kalktığın yatağından kendini kalabalığa şehrin çilesine gürültüsüne atmak bu kadar kalabalık arasında küçük bir nokta olmak ve kalabalık içinde kaybolmak. Sadece sistemin bu lanetolası hayatın ışleyen küçük çarklarından biriyim ve kimse tarafından farkedilmeyen yalnız bir ben
Bu yolda en sevdiğim kısım ise ana caddeye çıkan tünel. Her bu tünelde yol aldığımda tünelin bana verdiği o soğuk yalnız ve karamsar havanın bende yarattığı ölümün gerçek yüzü. Daha sonra bu karanlık bitiyor ve yeniden ışığa hayata çıkan yol.Kalabalıkta şehrin karmasından uzak ölume yaklaştığım bu tünelde orda iste kendimi bulduğum noktada o soğukluğu yüzüme çarpan hava akımını hissetmek. Ve tüm yalnızlıklarım aşklarım kırgınlıklarım sevinçlerim hüzünlerim benle beraber bu tünelde her gün yeniden canlanıyor ve tünelin sonunda yeniden güneşle beraber yok oluyorlar.Tünelin sonunda aslında gücüm yok yola devam etmeye.Çünkü elimden tutacak biri de yok buna inancım da. Sadece zorunluluktan beynimin ayaklarıma hukmetsi .
Kaybolmak istiyorum sende kaybolmak istiyorum bu tünelde tüm karanlıklarım ve yalnızlığım ile………………………………